SON DAKİKA

Medya Hatay

HİÇ BİRİMİZ “ÖTEKİ” DEĞİLİZ

Bu haber 26 Ocak 2018 - 15:13 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HİÇ BİRİMİZ “ÖTEKİ” DEĞİLİZ

Türkiye üzerine oynanan oyunları yazmaktan bıktım diyeceğim ama hayır, bu konuda gerektiğinde yazmaya devam edeceğim.

Devletler iki şekilde yıkılır. Birincisi o ülkeye kendi askerini kullanmak suretiyle savaş açmak. Yani orduyla saldırmak. Böylece güçlü olan yener ve diğer ülkenin egemenliğini oluşturan tüm dinamikleri ortadan kaldırır.  Sonrasında kazanan o ülkeyi ya tamamen ortadan kaldırır ya da sömürgeleştirip bırakır. Netice de yenilen ülke her halükarda egemenliğini yitirir ve kendi politikalarını, kanunlarını, ekonomik planlarını yapamaz, öz kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanamaz hale gelir. Bunları savaşta yenen ülke belirler. Egemenliğini yitirmiş ülke halkı da perişanlık, acı, fakirlik içinde kalır.

Diğer bir yöntem ise silahsız yöntem. Silahsız derken iki farklı ülkenin orduları savaşmaz anlamında diyorum. Burada, diğerini yıkmaya çalışan ülke veya güç o ülkeyi içerden yıkmaya çalışır. Bir çeşit Truva atı gibi. Ama burada Truva atının içinden düşman askeri değil işbirlikçiler çıkar. Emperyal devletler, diğer dünya ülkeleri üzerinde egemenliklerini kurma ve onların egemenliklerini ortadan kaldırma planları bu yöntemle gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu ikinci yöntem saldırgan devletler için daha az masraflı olduğu gibi olası bir başarısızlık neticesinde olayla ilgisi yokmuş gibi davranabilme olanağı verir.

Yöntem şöyle işliyor: varlığına kastedilen ülkenin farklı etnisiteye ait grupları arasında düşmanlık tohumları ekiliyor. Bunu kendilerine doğrudan veya dolaylı olarak bağlı militanlar ve provokatörlerle yapıyorlar. Yeri geliyor finansal yardımlarla iplerini ellerinde tuttukları belirli taşeron gruplar kullanıyorlar. Ne yazık ki bunun tarihi bir zemini de var. Yeri gelmiş, devleti, halkların birliğini koruması gereken erkân bile basiretsizlikleri yüzünden buna alet olabilmişler. Bütün bunlar Ortadoğu’ da yaşanmakta olan bu günkü acıların netice olarak çıkmasına katkı sağlamıştır. Ortadoğu coğrafyasında 100 yıldır bunu yapıyorlar.  Ülkemizde giriştikleri birkaç kirli oyuna örnek vereyim.

Arab’a Türk haindir, Türke’de Arap haindir diye öğrettiler.

Sünni’ye Alevi haindir, Alevi’ye Sünni seni öldürmek istiyor dediler.

Şii’ye Sünni kâfirdir, Sünni’ye’ de Şii kâfirdir dedirttiler.

Türk’e Kürt ülkeni bölecek, Kürde Türk seni terörist görüyor dediler

….. vb. Yalan. Koca bir yalan.

Bizim farkına varmamız gereken budur. Türkiye bizim hep birlikte, Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale’de ve daha öncesinde bir çok cephede  omuz omuza savaşarak kurduğumuz vatanımızdır. Arap, Türk, Kürt, Sünni, Alevi herpimiz bu vatan için çarpıştık. Bu uğurda silah arkadaşlığı yaptı atalarımız, mevzilerde birbirinin sırtını kolladılar, aynı amaç için şehit oldular. Bunu aklımızda tutmamız lazım. Bu nedenle biri bize bu hain, bu vatanı bölmek istiyor, bu senin kuyunu kazıyor gibi laflar ettiğinde “hayır yalan söylüyorsun o da benim kadar vatanını sever bu vatan onunda vatanı” diyebilelim. Meşrep farklılıklarını, giyim farklılıklarını, sakallı, sakalsız, başörtülü, açık, cami cemaati, cem evi cemaati, dil farklılığı, lehçe farklılığı bunlar birbirimize düşmemiz için yeterli sebep olmasın. Hiçbir farklılık buna sebep olmasın. Aynı gemideyiz ve aynı kaderi paylaşıyoruz. Birbirimize düşersek bunu alevlendirmek ve birlikte yaşadığımız ülkemizi savaş alanına çevirmek için ellerini ovuşturarak bekleyen karanlık güçler var. Oyuna gelmemek, akıllı olmak lazım. Birbirimizi özellikle bu dönemde ihanetle suçlama, ötekileştirme olayına girmeyelim. Kendi ayağımıza sıkmayalım.

 

Bu iki yöntemle bir çok ülke tarumar edilmiş durumda. 2003 yılında Irak ile başlayıp sonradan “arap baharı” gibi ironik bir nitelemeyle markalaştırılıp yıkımların seriye bağlandığı süreci hepimiz biliyoruz. Abd’nin Irak’ı işgali birince yöneteme örnek. Arap baharı dediğimiz ise ikinci yönteme örnektir. Halklar birbirine düşürüldü. Birbirlerine düştüler, liderlerine isyan ettiler. Sömürgeci, kan emici, karanlık amaç sahipleri güçlerin “size özgürlük getireceğiz” sözlerine inandılar. Şimdi ortada ne devletleri kaldı ne de onların birbirleriyle kavgası bitiyor. Bekledikleri bahar ve özgürlük asla gelmemek üzere gitmiş durumda.

Ben bir sünniyim, alevi, kürt arkadaşlarım var ki siyasi farklılıklarımıza rağmen onlar için şunu söyleyebilirim ,kesinlikle onlardan daha fazla vatansever değilim. Ve onları seviyorum. Bunu diyebildikçe ülkemiz de demokrasi işler. Her birimiz diğerine böyle bakmalı. Birliktelik böyle sağlanır. Bunun tersi bir bakış vatana ihanettir.

AMAÇ PAYLAŞMAK. PAYDAŞLAŞMAK.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA