SON DAKİKA

Medya Hatay

TRUMP İLE DÜNYA NEREYE?

Bu haber 15 Ocak 2018 - 20:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.
TRUMP İLE DÜNYA NEREYE?

Trump’ın niyetini herkes biliyor. Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Yine de tüm ülkeler ses çıkaramıyor. Kimi şu yüzden kimi bu yüzden ses çıkaramıyor demeyeceğim… Abd hepsini ipini elinde tutuyor o nedenle ses çıkaramıyorlar. Politik çıkarlar uyuşmasıymış, ortak düşmanmış, dengeler gereği teamüllermiş hepsi safsata.
Abd Trump ile daha önceki başkanların aksine sinsi siyasetini geride bıraktı, hırçın ve “kimseyi ikna etmeme gerek yok, ben yaptım oldu” üslubunda bir dış politika çizgisine girdi. Trump bir külhanbeyi gibi davranıyor. Diğer dünya ülkeleri ortaçağ ve imparatorluklar siyasetini andıran bu durum karşısında farklı tavırlar takınmış bekliyor.
Trup’ın bu bodoslama siyasetinden en çok zarar gören zayıf ülkeler, bu vaziyeti Abd’nin gücünden kaynaklı bir hırçınlaşma olarak değerlendiriyor ve bu onları umutsuzluk hastalığına düşürüyor. Ki şimdiki Arap dünyası ve bazı küçük ülkeler bu hastalığa yakalanmış ve Trump’a boyun eğmiş durumdalar.
BU NASIL BİR KORKU
Avrupa ülkeleri, Trump’ın bu kabadayılığını aşırı bulsalar da kendilerine yarayabileceğini düşünüp eleştirel şekilde onaylıyorlar. Ama bunlar da alternatif sunacak kadar akıllı (!) veya güçlü değiller.
Çin, Japonya gibi uzak doğu ülkelerine gelince, biraz daha sessizlik, sonra ikisi dünya siyasetinde hiç yokmuş gibi farz edilebilirler. Trump ile kendimize göre bir ilişkimiz var, olan olaylarla bir işimiz yok diyorlar. Ama onlar da uzaktan kumanda ile arada kontrol ediliyorlar. Abd’nin maddi yardımlarının kesilmesini istemiyorlar.
Rusya’nın tavrı, Putin ile birlikte yeni yeni uluslararası güç olma iddiasına girdiğini düşünürsek, Abd’ ye karşı alternatif güç olma ve dengeleri sağlam tutma hamleleri hala ezik duruyor. Bölgedeki planları Rusya’yı eninde sonunda İsrail ile karşı karşıya getirecek, dolayısıyla da Trup ilede. Ama O’ da şimdi kendini güvende hissettiği kadar (hissediyorsa eğer) yarın hissetmeyecek.
Abd’nin kendi iç dinamikleri Trump noktasında Trump’a karşı diğer tüm devletlerden daha cesur bir tavır sergiliyor gibi duruyor. O’ nu beyaz saraydan göndermek isteyen medyanın yanında işten kovduğu danışmanlar ve Amerikan tekeli şirketler var. Trump’ın işi içerde dışarıdan daha zor gibi.
AMAÇ BAĞCIYI DÖVMEK
İran bölgede güçlü bir aktör gibi dursa da Rusya gibi o da Trump için yeri gelince otur oturduğun yerde denilebilecek bir ülke. O da korkuyor. En son İranlıların protestos gösterileri Humeyni rejimi için Abd’nin kulak çekme operasyonu olarak görülüyor. Dış siyasetine çeki düzen ver yoksa kötü olur mesajı verildi İran’a.
Düğer yandan İran nükleer anlaşma gereği uranyum zenginleştirme ve depolama kapasitesini istenilen oranda düşürdüğü ve yeni tesis yapımını durdurduğu halde Trump’ın nükleer anlaşmayı imzalamam demesi ve bunu nükleer anlaşmayla alakası olmayan füze yapımına dayandırması Trump’ın siyaset anlayışının göstergesi. Adam “anlaşma dinlemem, ben böyle düşünüyorum” diyor. Tüm ülkeler “onun bununla ilgisi yok, İran’a yaptırım yapacaksan gel bunu yeni bir yaptırım olarak yapalım ama bu şekilde saçmalamış olursun” diyor ama o yine bildiğini okuyor. Ben bağcıyı döveceğim siz üzüm yemekten bahsediyorsunuz diyor. Aslında Trump’a bir şey anlatılamayacağını kendi adamları, danışmanları ona brifing verenler söylüyor. Kimseyi dinlemiyor, dengeler, anlaşmalar, uluslar arası hukuk gibi terimler onun düşünce yapısında yok diyorlar. Yani adam dünya’yı kendi şirketini yönettiği gibi yönetmeye çalışıyor. Zaten göreve gelirken bunun sinyallerini vermişti. Şimdi de tüm dünya’yı kendi şirketi gibi gören bir adam gibi davranıyor. İstediğimi işten atarım, istediğimi işe alırım havasında. Muhtemelen kendisini dizginlemeye çalışan Abd güçlerini de kendisine engel olmaya çalışan rakip şirketler olarak görüyordur. Fıkra gibi.
TÜRKİYE: YEGÂNE İYİ
Türkiye bu gün Dünya’da gözün en fazla olduğu ülkedir. Göz derken sadece dünya aktörlerinin gözü değil hem o hem de mazlum halkların gözü. Savaşların sürdüğü coğrafyaya yakın olması, çıkarcı ve güç peşinde koşan ve bunun için ülkeleri bölen, insanları öldüren bir dış politikaya sahip olmaması, barış ve bölge ülkeleri için topak bütünlüğü istemesi ve bu yönde bir siyaset yürütmesi, mazlum halkların kurtuluşu Türkiye’de görmesini sağlıyor. Diğer yandan güçlü ordusu, kendi kendine yetebilecek potansiyelde olması ve jeopolitik konumu onu uluslar arası bir güç haline getiriyor ve diğer güçlerinde hamlelerinde onu hesaba katmasını gerektiriyor. Tüm ülkelere rest çekebilen Trump, söz konusu Türkiye olunca biraz daha dikkatli davranıyor. Fetö, pyd, pkk, nato gibi bir sürü kriz çözülmemiş olarak hala ABD ve Türkiye arasında duruyor. Türkiye Nato ülkesi olmasına rağmen Abd’ ye karşı dış politika geliştirebilen ve bunu doğrudan yapabilen tek ülke. Trump dış politikası Türkiye’ye rağmen başarılı olamıyor olamazda.
Şimdi söyleyeceklerime “kendimizi dünyanın merkezinde görme” eleştirisi yapılabilir. Olsun, saygı duyarım. Herkes kendi düşüncesini söyler. Türkiye bir yönüyle coğrafyanın diğer ülkelerin yapamadığını yapmış, kendi temel dinamiklerini inşa etmiş bir ülkedir. Alevi, Sünni, Kürt, Türk, laz, Çerkez, Arap tüm Türkiye vatandaşları farklılıklarını ayrışma değil kültürel zenginlik ve güçlü bir bütünleşme vesilesi yapmışlardır. Bizim zayıf noktamız bu sananlar aldanmıştır. Biliyoruz ki Türkiye Siyonist-satanist hanedanların hedefleri arasındadır; içerden ve dışarıdan birliğimizi bozma planları yapılmaktadır; Müslümanların son kalesi Türkiye’dir; Ortadoğu’ da barış Türkiye eliyle sağlanabilir, çünkü barışı samimiyetle isteyen tek ülkedir. Yahudi, Hıristiyan, dinsiz, bu ülkede en az Müslümanlar kadar rahat bir hayat sürmektedirler. Bu nedenle kendi içerisinde sağladığı bu barış ortamını dünyaya ancak biz ihraç edebiliriz. Abd bunu yapamaz. Zira Abd kendinden olmayan farklı etniklere Trump’ın deyimiyle “lağım çukuru” olarak bakmaktadır. Etse etse savaş ihrac eder.
HANEDANLAR BU İŞİN NERESİNDE?
Böyle bakınca Suçlu Trump gibi duruyor. Terazinin bir kefesinde Trump bir kefesinde de diğerleri. Ama olası ve gizli bir gerçek daha var ki kesinlikle üzerinde durulması gereken bir olasılık. O da Trump’ın seçilmiş adam olduğu. Yani Abd ve onun içindeki Siyonist lobi için Trump gibi bir çılgın lazımdı; şu an yapılmakta olanı yapmak için. Bush, Clinton ve Obama aileleri hanedanların sadık üyeleriydi, bu işi organize edebilirlerdi ve ettilerde. Uygulamaya geçirme safhası ise başka tehlikeleri beraberinde getirir ve bu sadık aileler harcanamazdı. Savaş sonrası aşamaya hazırlı olarak yeni lider harcanabilir lider seçildi. Zaten yapısı buna müsait.


Şöyle ki: başarısız olma veya başarılı olma durumunda bile, insan katliamları, nükleer bomba kullanımları gibi sonradan savaş suçu sayılabilecek fiiller gerçekleşebileceği için savaş sonrası bunları yapanların yargılanıp idam edilmesi gerekebilir. İşte böylesi bir durumda 1. Dünya savaşı sonrası yaptığı gibi şimdide bu savaş sonrasında kalan insanlara adalet dağıtma işine girecek olan Siyonist- Satanist Hanedanlar kendilerince harcanabilecek Trump gibi çılgın bir başkan getirmiş olabilirler. İşte bu durum bana göre önceki durumdan daha gerçekçi.
Madem öyle, şimdiye kadar neden bombalar atılmadı, neden ağırdan alınıyor diye sorulabilir. Bunun bir çok nedeni var. Savaş sonrasına hazırlıkların yapılması; savaşta zaiyat görmemesi gereken mekanların korunması; hanedanların güvenliklerinin tesisi … vb. komple bir dünya’yı harab etmeyecek şekilde organize bir savaşın planlaması çalışmaları zaman alıyor. Bir de şu seçenekte deneniyor olabilir: savaş hali uzadıkça uzasın, insanlar açlıktan, perişanlıktan kırılsın, birbirlerini öldürsünler, küçük küçük devletler birbirleriyle savaşlara tutuşsunlar, etnik gruplara ayrılıp birbirlerini yok etsinler. Evet bu yöntemde şimdilik deneniyor olabilir. Nitekim öyle olmuyor mu?
Ne olursa olsun. Yarına dair tüm söylenenler ve söylenecekler, teoriler, kehanetler, öngörüler ne derseniz deyin yarın olana kadar hepsi birer ihtimalden öteye geçmez. Tamam herkesin yarına dair bir planı var. O da olsun. Ama yarın hakkında söylenebilecek bir şey var ki o ihtimal değil gerçektir. Yarından daha gerçektir. Hatta “yarın” diye bir zaman geleecekse bu gerçeğin vuku bulması için gelecektir. Yarın bunun için vardır. O da şudur: iyiler kazanacak. Mehmet Zekaya ÇAKIR

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA