SON DAKİKA

Hatay Haber | MedyaHatay
sanalbasin.com üyesidir
Işıl Yüreksiz

BİR OLDU-BİTTİ İLE İLAN EDİLEN CUMHURİYET

BİR OLDU-BİTTİ İLE İLAN EDİLEN CUMHURİYET
Bu haber 06 Eylül 2019 - 17:26 'de eklendi.

Aslında Nutuk’ta anlattıklarından anladığımız üzere Atatürk, 1919 yılından itibaren, İstanbul’dan ayrılıp da Anadolu’da, Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi gibi süreçlerde halkın kendi kaderini tayin etmek üzere birtakım kararlar almasının cumhuriyetten başka bir şey olmadığını açıklamaktadır. Gerçekten de kongreler sürecine ve olağanüstü koşullardan dolayı olağanüstü vazifeler üstlenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması gibi süreçlere baktığımızda halk, kendi kararlarını padişaha danışmadan ve onun onayını almadan kendisi vermiştir. Cumhuriyet’in ilanına gidecek olan bu tarihsel süreçte Mustafa Kemal Atatürk, tıpkı Fransız Devrim Süreci’nde, Fransa’da devrim sürecinde oluşan yolları izlemiş ve böylece sonradan kurmayı planladığı cumhuriyet sürecine de kurumsal bir zemin hazırlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli özelliği olan, stratejist bir lider olma özelliğini, cumhuriyetin ilan edilme sürecinde de net bir şekilde görmekteyiz. Gerçekten de Atatürk, rejimin şeklini belirlerken stratejik bir taktik izlemek zorunda kalmıştır. 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet ilan edilmeden hemen önceki birkaç güne baktığımızda onun ne kadar stratejik bir şekilde hareket ettiğini de görmüş olacağız. Bildiğimiz gibi cumhuriyetin ilanından hemen önce kabine sistemi mevcuttu ve meclis başkanı Atatürk idi. Atatürk’ün hemen altında ise meclis ikinci başkanı olarak Ali Fuat Cebesoy vardı. Başbakan ve Dahiliye yani İçişleri Bakanı ise Ali Fethi Okyar idi. İşte cumhuriyetin ilanı için bir hükümet krizi çıkartıldı. Ali Fuat Cebesoy Paşa meclis ikinci başkanlığından istifa ettirildi ve Ali Fethi Okyar da Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı görevlerinden istifa ettirildi. Bunun üzerine Mustafa Kemal 26 Ekim’de Bakanlar Kurulu’nu Çankaya Köşkü’ne davet etti ve onlardan da istifa etmelerini istedi. 27 Ekim’de hükümet istifa etmişti. Artık ne başbakan vardı ne hükümet vardı. Mustafa Kemal Paşa istediği hükümet krizini yaratmıştı. 28 Ekim’de İsmet İnönü, Kazım Özalp, Ruşen Eşref Ünaydın’ın da olduğu 6 kişi Çankaya Köşkü’ne yemeğe davet edildi. Cumhuriyet’in ilanından hemen bir gün önce 28 Ekim’de bu altı kişi ile birlikte Atatürk hükümet krizine çare için 6 maddelik bir anayasa metni hazırladı. (O gün Çankaya Köşkü’nde Atatürk’le birlikte toplam 7 kişi vardı.) O gün İsmet Paşa dışında bütün konuklar geri dönmüşlerdi. 29 Ekim sabahında ise Atatürk Meclis’e gitmedi. Milletvekilleri hükümet krizine derhal çare bulmalıydılar. Fakat işin içinden birtürlü çıkarmadılar ve sonunda Çankaya Köşkü’nden Gazi’yi çağırdılar. Gazi Meclis’e geldiğinde saat on (10.00) idi. Mecliste bir süre tartışmalar olduktan sonra cumhuriyet rejiminin yeni Türkiye’nin hükümet şekli olmasının en doğru karar olduğu Mustafa Kemal Paşa tarafından milletvekillerine açıklandı. Toplamda 287 milletvekiline sahip olan mecliste 158 vekilinin oyuyla devletin şeklinin cumhuriyet olması kabul edildi. Muhalefet milletvekilleri red oyu vermemek için meclisi terk etmişlerdi. Bir nevi cumhuriyet rejimini protesto ediyorlardı kendilerince. Daha öncesinde ise, Halk Parti mensubu 9 milletvekili İstanbul’dan apar topar getirtilmişti.Yani anlayacağınız, cumhuriyetin hükümetin şekli olarak kabul edilmesi ucu ucuna olmuştu. Kimileri cumhuriyeti dinsizlik olarak görüyorlardı, fakat Gazi buna da çareyi yeni anayasayı hazırlarken, ikinci maddesine ekleyerek çözecekti. 28 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde Atatürk ve altı arkadaşı tarafından hazırlanan 6 maddelik yeni anayasanın birinci maddesi: “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir ” derken, ikinci maddesi ise: ” Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır.” diyordu. Fakat elverişli koşullar oluştuğunda “Devletin dini İslam’dır.” maddesi anayasadan çıkarılacaktı. Yeni anayasa mecliste normalde aylar sürecek çalışmalar sonunda kabul edilecek olmasına rağmen birkaç saat içinde bir anayasa komisyonu tarafından görüşülerek onaylandı. Cumhuriyet’in ilanı Ankara’da gece yarısında atılan top atışları ile kutlanırken, İstanbul’da 30 Ekim sabahı saat 03.00 da atılan top atışları ile kutlandı. Tabii halk başta bu top atışlarından düşmanın tekrar hücum ediyor olabileceği korkusuyla şaşırmıştı. Ama sonrasında cumhuriyetin ilan edildiğini öğrendiler. Ama herkes cumhuriyetin ne olduğunu bilmese de iyi bir şey olduğunu düşünerek sevindi.
Peki cumhuriyetin ilanı Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından muhalafetin iddia ettiği gibi ve Atatürk’ün Nutuk’ta da bahsettiği gibi bir oldu-bitti şeklinde mi olmuştu? Kazım Karabekir Paşa istiklalimizi kurtardık şimdi istikbalimizi cumhuriyet diye tabir edilen diktatörlük ile tek bir kişiye mi teslim edeceyiz diyordu. Zaten cumhuriyetin ilanını da Sarıkamış’tan Trabzon’a ordan da İstanbul’a geçeceği bir esnada Trabzon’da cumhuriyetin ilanı için atılan top atışları sırasında öğrenmişti. Yine Rauf Orbay cumhuriyet tartışmaları yapılırken mecliste yoktu, İstanbul’da idi. Muhalefet basını da mesela Ebuziyya Tevfik Tevhid-i Efkar’da, Hüseyin Cahit Yalçın ise Tanin Gazetesi’nde cumhuriyet rejiminin ülkeyi tek adam diktatörlüğüne götüreceğini yazıyorlardı. Hüseyin Cahit Yalçın Tanin’de şöyle diyordu: Kabineyi kurma ve düşürme, başbakanı atama yetkileri padişah da bile yoktu. Yazının en başına giriş olarak Nutuk’ta Atatürk’ün konuya nasıl yaklaştığını yazdım. Atatürk’e ulusu düşmandan kurtarmak için destek veren en yakın silah arkadaşları şimdi ona cephe almışlar ve cumhuriyet idaresi ile bütün yetkilerin tek bir şahısta toplanacağını iddia etmişlerdi. Atatürk bu konuya Nutuk’ta şöyle açıklık getirmiştir: Erzurum ve Sivas Kongresi, Amasya Genelgesi sırasında halkımız zaten kendi kararlarını kendi alarak kendi kendini yönetme yetkisini kullandı.Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması bunun en büyül kanıtıydı. Şimdi bu şahıslar cumhuriyet olmaz diyorlar. En başından beridir cumhuriyet zaten var. Biz sadece rejimin adını koyduk, diye yazmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk milli bir sır gibi zihninde taşıdığı cumhuriyetin ilanı konusunda, her konuda olduğu gibi uygun durumu gözetmiş ve uygun durumu bulur bulmaz da cumhuriyeti ilan edilmiştir. Atatürk zaten Erzurum Kongresi’de Mazhar Müfit Kansu ve Şevket Süreyya Aydemir’e ileride zamanı geldiğinde yapacağı şeylerden en önemli 4 tanesini yazdırırken bunların en başında cumhuriyetin ilan edilmesi geliyordu. Diğerleri ise Latin Alfabesi’ne geçileceği, Şapka Devrimi, Kadınların peçelerinin kaldırılacağı (Kılık-Kıyafet Devrimi) ve hanedan üyeleri hakkında gereken yapılacaktır, idi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli özelliği stratejist bir lider olmasıdır. Şüphesiz ki onun bir çok güzel özelliği var ama eğer stratejik davranmasa idi, Atatürk olamazdı.Tabii en büyük eserimdir, dediği Cumhuriyet’te…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA