İsviçre’de bilim insanları, depremlerin nasıl başladığını ve fay hatlarının hangi koşullarda harekete geçtiğini anlamak amacıyla dikkat çeken bir deneye imza attı. İsviçre Alpleri’nde yer alan BedrettoLab yer altı laboratuvarında gerçekleştirilen çalışmada, fay hattına kontrollü şekilde su pompalandı ve yaklaşık 8 bin mikro deprem oluşturuldu.

ETH Zürih öncülüğünde yürütülen “Fault Activation and Earthquake Rupture” yani FEAR projesi kapsamında yapılan deneyde, araştırmacılar yeni bir fay hattı oluşturmadıklarını; yalnızca mevcut bir fayın kontrollü koşullarda hareket etmesini sağladıklarını vurguladı. Projenin amacı, depremlerin başlangıç, büyüme ve durma süreçlerini yer altında çok yakın mesafeden incelemek olarak açıklandı. (seismica.library.mcgill.ca)

İsrail’den Küresel Sumud Filosu Hamlesi
İsrail’den Küresel Sumud Filosu Hamlesi
İçeriği Görüntüle

BedrettoLab, Furka Demiryolu Tüneli’ne bağlı yaklaşık 5 kilometrelik bir tünel sistemi içinde bulunuyor. Laboratuvarın üzerinde yaklaşık 1,5 kilometrelik dağ kütlesi yer alıyor. Bu özellik, araştırmacılara fay hatlarını doğal koşullara yakın bir ortamda gözlemleme imkânı sunuyor. (ERC)

FEAR-2 adı verilen deneyde, Avrupa’nın farklı ülkelerinden bilim insanları dört gün boyunca tünelin kaya duvarlarına açılan sondaj deliklerinden yaklaşık 750 metreküp su enjekte etti. Deneyde hedef, yaklaşık 1 büyüklüğünde kontrollü bir sarsıntı meydana getirmekti. Ancak süreç sonunda daha küçük ölçekte binlerce mikro deprem kaydedildi. (english.aawsat.com)

Araştırmacılar, deney sırasında oluşan sarsıntıların hissedilir düzeyde olmadığını belirtti. Ölçümlerde mikro depremlerin büyüklüklerinin çok düşük seviyelerde kaldığı ifade edildi. Çalışmadan elde edilen verilerin, özellikle yer altı kazıları, jeotermal enerji çalışmaları, maden faaliyetleri ve büyük altyapı projelerinde deprem risklerinin daha iyi yönetilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Bilim insanları, bu tür kontrollü deneylerin büyük depremleri doğrudan durdurmak anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Ancak fayların hangi koşullarda harekete geçtiğinin daha iyi anlaşılması, gelecekte deprem tehlikesini azaltmaya yönelik bilimsel çalışmalara ışık tutabilir.